Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
  SAVAŞ VE BARIŞ Başlığı okuyanlar Tolstoy’un aynı adı taşıyan ünlü eserini anımsamıştır muhtemelen. Ancak bu eser hakkında yazmayacağım. Basit bir soru var aklımda. Savaş mı, barış mı? ‘Böyle soru mu olur? Tabii ki barış. Niye savaş isteyelim ki?’ diyenleri duyar gibiyim. Ancak bu insanlığın tarihsel tecrübesi ve mevcut koşullar dikkate alınmadan verilmiş bir cevap, belki sadece bir temenni. (‘İçinde yaşadığımız koşullar çok iyi, güç ilişkilerine dayanan bir dünyada değiliz; ezen ve ezilenin olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Cennetteyiz sanki.’ Burada rücu edelim. Çünkü -bugüne kadar bize tasvir edilen- cennette de güç ilişkilerine dayanan bir yapı yok mu? En nihayetinde orda da sadece cennetle ödüllendirilen mü’minler yok, aynı zamanda onlara hizmet edenler de var. Her neyse.) Böyle bir dünyada yaşamadığımıza göre her ne olursa olsun barış olsun demek ne anlama gelir? Mevcut iktidar ilişkilerinin sürmesi, güçlülerin zayıfları ezmesi, güçlü devletlerin – mesela ABD’nin Venezüella’...