“İSLÂM KÜLTÜRÜ”NÜ ANLAMAK Başlık sizin için ne ifade ediyor? Normal bir durum mu mesela, “İslâm” ile “kültür” kavramlarını bir arada kullanmak? Çin kültürü, Avrupa (Batı) kültürü, Japon kültürü vb. adlandırmalarla “İslâm kültürü” tabiri arasında bir benzerlik var mı? Hint kültürü deniliyor mesela, Hindu kültürü değil; Avrupa ya da Batı kültürü deniliyor, Hıristiyan kültürü değil; Çin kültürü deniliyor ama Konfüçyüs kültürü değil. Öyleyse İslâm sözkonusu olunca niçin böyle değil? Niçin diğer toplumlar sözkonusu iken milliyet ya da coğrafyanın “kültür”ünden bahsedilirken sıra İslâm toplumlarına gelince ise “din” ile “kültür” bir arada kullanılıyor? Bunda bir terslik yok mu? Bu terslik “İslâm”ın her şeyi kapsayan yekpâre bir yapı olduğu varsayımıyla mı ilgili? Thomas Bauer (d. 1961) Müphemlik Kültürü ve İslâm (Çev. Tanıl Bora, 1. Baskı, İstanbul, İletişim, 2019) adlı kitabında İslâm’a bakıştaki bu tersliği gündeme getiriyor. Ben de buna dikkat çekmek için bu tabiri yazımda başlık ...
Kayıtlar
Şubat, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
AYA GİTMEK Cumhurbaşkanı Türkiye’nin 2023 yılında aya “sert iniş” yapacağını duyurdu. Bu durum sosyal medyada mizah konusu oldu. İstisnalar olmakla beraber bu esprilerin beni çok sardığını, kaliteli bulduğumu söyleyemem. Ama bir karikatür var ki çok hoşuma gitti. Bir uzay kapsülü, penceresinden astronotumuz kafasını uzatmış. Kapsülün üzerinde ise bazı yazılar var: “Merkür-Venüs Jüpiter/Gözlerin Bana Yeter//Tübitak Sağolsun//Uzayın Ustasıyım/Gözlerinin Hastasıyım” yazıyor. Komik, ama aynı zamanda arkasında sağlam bir toplumsal eleştiri var. ‘Her şeyi olduğu gibi bu işi de arabesk bir yöntemle yapıyoruz’ diyor bana kalırsa. Sonra aklıma Türklerin uzaya gidişinin daha önce de mizah konusu yapıldığı geldi. Birkaç sene önce Haldun Taner’in (1915-1986) Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil adlı eserini yeniden okurken fark etmiştim; tarihçi Enver Ziya Karal’ın (1908-1982) vefatı dolaysıyla kaleme alınmış olan bahiste bu konuya değiniliyordu. Karal, Haldun Taner’in yönetimindeki Devek...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
HALK 19. 01. 2021 tarihli “Dilemma” başlıklı yazımda başrollerinde Maocu gençlerin olduğu bir anekdot anlatmıştım. Müslim (Üzülmez) ağabeyimin Gülme ve Karpuzun İronisi: Ben Bölmeden Geldim Komutanım… adlı kitabının 67. sayfasında yer alan bu anekdot, kendilerine “Halkın Devrimcileri” diyen ve köylüleri ‘aydınlatma’ya çalışan gençler ile köylüler arasındaki iletişimsizlik ve yabancılaşma ya göndermede bulunuyordu. Yazının yayınlanmasından sonra diğer bir ağabeyim Ali Haydar (Üzülmez)’den bu konuya açıklık getiren bir mesaj aldım: “1976 yılında birkaç arkadaşla Ergani'de Ergani Kültür ve Dayanışma Derneği’ni kurduk. Kısa bir süre içinde Ergani gençliği, derneğimize büyük ilgi gösterdi ve üye oldular. O dönemin koşullarına göre iyi, güzel etkinlikler de yaptık. Bir süre sonra dernekte gruplaşmalar başladı. Ergani'nin Piran/Dicle mahallesinde oturan arkadaşlar (ki bunlar Piran/Dicleliydiler) halkla bütünleşmek için onlar gibi giyinmeli, konuşmalı, onların oturdukları kahve...