EPİSTEİN
OLAYI…
Hepimiz günlük gaile ve hırgür içeresinde yuvarlanırken,
diğer taraftan da hem kendi ülkemizde, hem dünyada birçok şey yaşanıyor.
Eskiden olduğu kadar olmasa da bende bunları takip etmeye çalışıyorum.
Günümüzde hiç takip etmesek de sosyal medya ve diğer kanallardan sürekli
bilgilendiriliyoruz. Ancak dikkatli olmak gerek. Bize bu kadar kolay bir
şekilde sunulan bilgiler ne kadar güvenilir? Keza hangi konuda bilinenin ne
kadarı bize sunuluyor? Ne kadarı bizden gizleniyor? Bize bu bilgileri sunma
nezaketini gösterenler haberleri/bilgileri nasıl bir paradigma içinden
düzenliyorlar? Bunlar ilk aklıma gelenler. Bunlar ve başka cevaplanması gereken
çok soru var. Hal böyleyken dünyada olup biteni anlamak ya da anlamlandırmak
başlı başına bir sorun.
Bununla beraber kendi zaviyemizden dünyadaki
gelişmeleri sürekli değerlendirmek de zorundayız. Ben de aynı şeyi yapıyorum.
Ortaya çıkan yeni haberin her biri, daha önce düşündüklerimi değiştirmek ya da
revize etmemi gerektirebiliyor. Bu kadar ivme kazanmış bir dünyada bunun başka
çaresi de yok. Ancak çoğu kez bunları paylaşmak istemiyorum. Bu konularda
yazmaktan kaçınıyorum. ‘Bu konularda mesai harcayan uzmanlar varken bizlere söz
düşmez’ ne de olsa. Buna rağmen Epistein olayı üzerine birkaç kelam etmekten
kendimi alamayacağım.
Her şeyden önce bu olay ülkemizde ve belki de birçok
yerde bir seks skandalı olarak lanse ediliyor. En önemli dezenformasyon bu.
Böylece sanki İsrail ve Yahudi lobisinin hem Amerika, hem dünyanın diğer yerlerinde
etkili ve yetkili şahsiyetler ile kurduğu münasebetlerin üstü örtülüyor. Ya da
mesele Musk, Gates ve Clinton vb. gibi kişiler üzerinden kişisel suçlara
indirgenen bir anlatı sunuluyor. Olayın asıl ima ettiklerinden bağımsız Almanya’da
J. Epistein’in Deutsche Bank’da hesap(lar) açmış olması, Britanya’da Prens
Andrew’nun işlediği suçlar üzerinden gündeme getiriliyor.
Meselenin bütünlüğünü örtmek maksadıyla seks ile
ilgili bilgileri piyasaya -adeta- boca edilerek ergen ve hatta daha küçük kız
çocuklarının istismarı ön-plana çıkarılıyor. Bu dünyanın en önemli ikiyüzlülüklerinden
biri. Duyan da dünyada ve bu arada Batı dünyasında bu gibi insan hakları
ihlallerinin çok önemsendiğini zannedebilir. Oysa gerçek hiç de öyle değil. Bu
doğru olsaydı Çinhindi yarımadasında yer alan adı Tayland olan bir ülke olmazdı.
Bu ülkede toplumun çok geniş bir kısmı bir şekilde fuhuş yoluyla elde edilen
gelirle geçiniyor. Üstelik henüz çocuk yaşta olan kız çocukları sermaye olarak
kullanılıyor. Batı dünyasından da Türkiye gibi ülkelerden de birçok insan bu
amaçla bu ülkeye gidiyor. Hal böyleyken bugüne kadar bunun bir mesele olarak
görüldüğünü Batılı ve diğer ülkelerin bunun engellenmesi için çaba sarfettiğine
yönelik girişim bir yana, fikir beyan ettiğini duydunuz mu? Hayır. Maalesef.
Öyleyse birdenbire çocuklara yönelik bu suçlardan dolayı alarm zillerinin
çalması ve meselenin bu minvalde işlenmesi hayra alamet değil.
En önemli husus söz konusu dosyanın gösterdiği ‘suç
örgütü’nün varlığı. Apaçık ki bu suç örgütü, dünyadaki etkili ve yetkili
kişileri ağına çekerek kendi suç ortağına dönüştürmeyi planlamış. Yapılan her
türlü iğrençliklerin kayda alınmasının en önemli nedeni de budur şüphesiz. Bu
tür kayıtları olan kişilerin söz konusu örgütün belirleyeceği sınırların dışına
çıkması mümkün olamayacağı açıktır. Bu açıdan bu örgütü bir casusluk örgütü
olarak tanımlamak doğru olur. Bizdeki Adnan Oktar olayı gibi suç örgütleri de
bu organizasyonun bir parçası muhtemelen. Ve gene Batı ya da diğer ülkelerin
bir çoğunda da benzer örgütler de var olabilir. Bu şaşılacak bir şey değil. Ve
belki de bir gün yönde bilgiler de gün yüzüne çıkar.
Sözünü ettiğimiz belgelerin ortaya çıkması da
ilginç. Zira Amerika’da güçlü olan bu lobinin dahi, bu belgeleri imha edemediği
ya da gün yüzüne çıkmasını engelleyemediği açık. Bu durumda Amerikan
siyasetinde birbiri ile mücadele eden farklı cenahların bilek güreşine
tutuştuklarının ispatı. Bundan dolayı belki yeni belgeler de ortaya çıkmaya
devam edecektir. Bu bilgilerin ortaya serilmesinin İsrail’in aleyhine olduğu da
açık. Hal böyle iken, bu durum Amerikan siyasetinde anti-İsrail/anti-Siyonist
eğiliminin güçleneceğini haber veriyor olabilir.
Ancak en önemli sonuç bence bunlardan hiçbiri değil.
Daha önce komplo teorisi ve anti-semitizm olarak kodlanarak reddedilen birçok
şeyin de doğrulanmış olması. Her taşın altında Yahudi aramak tek başına makul
bir yaklaşım değil şüphesiz. Ne var ki Epistein dosyası her taşın altında
olmasa bile birçoğunun altında Yahudi aramanın yanlış olmadığını gösteriyor. En
azından haberdar olduğumuz bu organizasyon Batı dünyası ve uluslararası
kuruluşlarının ileri gelenlerinin -söz konusu organizasyon ve belki faaliyetlerinden
haberdar olmadığımız gizli ya da açık diğer kuruluşlar aracılığıyla- Yahudi
lobisi/İsrail’in daha doğrusu Siyonizm’in güdümünde olabileceğini gösteriyor.
Gazze olayının bunu kanıtladığını düşünüyorum. Yoksa Batı dünyasında halkların
büyük ölçüde anti-İsrail eğiliminde olmaları ve Gazze’de yaşananları yoğun
gösterilerle protesto etmelerine karşın, hükümetlerin -İspanya hariç- her şeye
rağmen İsrail taraftarı davranmaları/Siyonizm’e destek vermeleri, soykırımı
dahi meşrulaştırma yoluna gitmeleri başka nasıl açıklanabilir?
Öyle görünüyor ki Siyonizm müthiş bir ağ kurmuş. Bu
ağ sadece siyasetçileri değil, çoğu kez bürokratlar, uluslararası kuruluşların
ileri gelenleri, kamuoyu önderleri, entelektüeller, sanatçılar vb. kişiler
zaafları kullanılarak büyük ölçüde bu ağın bir parçası haline getirilmiş. Sorun
şu: Bu olay ortaya çıkmış ve bazı kişiler feda edilse de söz konusu Siyonist organizasyon
varlığını sürdürecek mi? Bu organizasyonun kıskacına aldığı yetkililer tasfiye
edilecek mi? Ya da ne kadarı tasfiye edilecek? Bu ve bunun gibi soruların
cevabını yakında olmasa da orta vadede öğreneceğiz muhtemelen? Karineler bizim
için yol gösterici olacaktır.
Çok yerinde ve doğru bir tespit. Kaleminize sağlık.
YanıtlaSilmücahit alpay: Güzel bir yazı olmuş, kalemizie, yüreğinize sağlık.
YanıtlaSilKaleminize sağlık hocam.
YanıtlaSilElinize sağlık. Önemli noktalara parmak basmışsınız.
YanıtlaSilKapitalizm kendi varlığını sürdürmek için her türlü yola başvurabileceklerinin göstergesi Episthain. Bunu yahudiler üzerinden sergilemeleri de ayrı bir hikaye olmalı. Buradaki temel anlayış varlıklarını sürdürecek kontrolu ellerinde bulundurmak istemeleri.
YanıtlaSil